HAYAT NE GARİP BU GÜNLERDE...

Hayat ne garip bugünlerde ; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..! Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..Diplomamız bol ama sağduyumuz az..! Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..! Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz..! Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..! Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..! Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz !..Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik..! Hayata yıllar ekledik, yillara hayat katamadık !..Ay' a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz..! Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz !..Havayı temizledik ama ruhları kirlettik..! Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık !..Çok yazıyor ama az gelişiyoruz..! Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz !..Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla..! Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı !..Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi..! Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı !..Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz..! Dünya barışı der, silahlanırız !..Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız..! Yani bugünlerde ; Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı !..Güzel evlerin yuva olamadığı..! Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin ; Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin !..Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin..! Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu ; Günlerde yaşıyoruz !...*

 

 

 

Acıyorum; kendi halkını küçük görenlere… Köyden, köylüden utananlara...

Acıyorum hayatı şehirden seyredenlere. Ve kimliğini şehirde kaybedenlere…

Beynimiz istikametini, vicdanımız ahlakını yitirdi şehirlerde.

İnsan şehri değil, şehir insanı kuşatır oldu. Ve şehir, insanlığı esir aldı…
………………..
İçinden sevgi çalınmış sokaklarda büyüdüm. Sevgileri, köydeki topraklarına gömüp gelen insanlarla tanıştım. Sıcaklığını kalorifer peteklerinde aradım sevginin. Bilmiyordum onun köydeki kuzinenin içinde yaşadığını. Sokaklar vahşi, apartmanlar gururluydu.

Çatlamış nasırlı elleri, toprağa bağlanmış yürekleri beton yığınları arasında hissedemezdim ki. Bir mumun titrekliğini, şehrin neonlarında göremezdim. Hayatı sevdikleriyle paylaşan, elleri karla yoğrulmuş ve bir sakızda mutluluğu yakalayan çocukların duygularını hissetmem imkânsızdı.

Köyün camisinde hiç yaşamamıştım ibadet neşvesini. Kur’anın esrarını, duaların gücünü şehir camilerinde yakalayamıyordum. Ötelerin gizemini ve yalnızlığını köy mezarlıkları bütün perişanlığına rağmen daha belirgin anlatıyordu. Şehirdeki mezarlıklar bu duyguları sanki ölüyle birlikte toprağın altına hapsediyordu.

Türkünün yanık nağmelerini, her an tazelenen havasını, şehrin soğuk ve soluk şarkılarıyla yaşamaya çalıştım. Bağlamanın derdini, zurnanın çığlığını, gitarın kahkahasında duyamazdım. Köy odasındaki çayın tadını ve kokusunu, meşrubat şişelerinde arıyordum.

Köyün ıssızlığındaki korkuyu, şehrin kalabalığındaki güvene eş tutmalıydım. Sıcak tebessümleri, maskeli kahkahalarda yakalayamazdım. Makyajlı suratların suniliği, pembe yanaklı utangaç kızların güzelliğini yansıtmıyordu. Bir çiçeğin üzerindeki şebnemi, yapay bitkilerde bulamıyordum. Yağmur değmiş toprağın kokusunu almak, onun insanı dinlendiren sesini duymak asfalt döşeli caddelerde imkânsızdı.

Şehirli kelimelerle büyüdüm. ‘Biz’ yerini çoktan ‘ben’e bırakmıştı şehirlerde. ‘Biz’ olmanın tadını ve gücünü ‘ben’ olmanın zayıflığına kurban edeli çok oldu. Hayatı hayattan değil, televizyon ekranlarından öğreniyordum. Sokak köpekleri, şehre ait olmanın acısını gözlerinde taşıyorlardı. Rüzgâr, köyde çocuklardan aldığı mutluluğu kentin caddelerinde kaybediyordu. Köye çocuklar için yağan kar, şehirde rengini arıyordu.

Şehirde şahsiyetini yitirmiş duygularla büyüdüm. Kalabalıkta yaşadım yalnızlığımı...

Ben şehir çocuğuyum…
………………..
Suç şehrin mi?

05.Mayıs.2008 16:45:04

(Köyüne ve köylüsüne yabancılaşanlara...)

 

Erkan Ceylan

Yenileniyoruz

 

 

 

Gücleniyoruz

 

 

Büyüyoruz

 

 

 

"iki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur."

Mevlana